İçeriği atlamak için "Enter"'a basın

Bilişim Öğretmenleri Çalıştayı İzlenimlerim

Öncelikle kısa bir özet geçeyim. CeBIT’e gitmek gibi bir planım ve imkanım yoktu. Ancak geçen hafta TBD’nin İzmir’den İstanbul’a CeBIT için otobüs kaldırdığını öğrenince hiç düşünmeden adımı yazdırdım. 60 liraya hem TBD’ye üye oluyorsunuz hem de geziye katılıyorsunuz. Bu fırsat tabii ki kaçmazdı :) İstanbul’a üçüncü gidişim olacaktı, yine heyecanlıydım. İlk gidişim de yine buna benzer bir fırsattı benim için, fırsatları her zaman değerlendirmek lazım. İkinci gidiş sebebim de 5 gün süren Future E-Learning Konferansıydı(hâlâ yazı yazmadım en kısa sürede onu da yazacağım inşallah). CeBIT Gezisi ile ilgili notlarıma detaylı olarak bir sonraki yazımda değineceğim. Bu yazımda ise direk çalıştay ile ilgili olan kısımlardan bahsetmek istiyorum. Şimdiden uyarayım epey uzun bir yazı olacak.

İnternetten Kayıt
Gezi 8 Ekim Cuma İzmir’den kalkış 9 Ekim Cumartesi de İstanbul’a varış şeklinde olunca çalıştaya kayıt olmak için Çizgi-Tagem’in sitesine girdim. Ancak kayıtların dolduğunu ve kendi imkanlarıyla gelebilenlerin katılabileceğini yazan bir açıklama gördüm. İyi madem öyleyse dedim içimden…

Yolculuk Sonrası
Neyse yolculuk başladı bitti vardık fuara, TBD’nin verdiği VIP Ziyaretçi yaka kartlarımızı taktık. İçeri girdikten birkaç dakika sonra anons yapıldı “Bilişim Öğretmenleri Çalıştayı”nın başlamak üzere olduğunu söyleyen. Sorduk InterExpo salonunu, zaten hemen yürüyen merdivenle yukarı çıkar çıkmaz sağdaki salonmuş. İçeri girmek için kayıt yaptıranların yaka kartı alacağı bir masa vardı gittik masaya, görevli arkadaş: “Tagem’den kayıt yaptırdınız mı?” dedi. O sırada bizim sınıftan geziye katılan Halil yaka kartlarına isimlerimizi yazıyor. Ben de görevli arkadaşa internette kayıtların dolduğunu ancak kendi imkanlarıyla gelebilenlerin de girebileceğini söyleyen bir açıklamanın olduğunu söyledim. O da salonun küçük olduğunu kayıt olmayanların giremeyeceğini vs. söyledi. Halil bıraktı kartları. Başka bir görevli bayan birisi vardı o da “Kayıtlı mısınız?” diye sorunca aynı açıklamayı ona da yaptım o da “Üzgünüz bla bla bla”  şeklinde yine aynı açıklamayı yaptı. Ben de“Tamam öyleyse madem ben blogdan bir güzel döşerim yazılarımı size” diye içimden geçiriyordum. Halil ile geri dönüyorduk tam o sırada bayan görevli “Gelin..” dedi, masanın önüne geri geldik, “Nereden geliyorsunuz?” dedi, “İzmir’den geliyoruz” dedik. “Öğrenciyiz, kendi imkanımız ile TBD sayesinde geldik” falan, zaten yakamızdaki kartta da yazıyordu TBD İzmir diye, ona da göz ucuyla bakınca “tamam o zaman alın kartlarınızı girebilirsiniz” dedi. “Hay Allah senden razı olsun abla” diye içimden geçirdim :) Girdik Halil ile salona, salonun yarısından çoğu doluydu. Ortalarda güzel bir yere geçtik, bekliyoruz. O sırada Ege Üniversitesi Böte’den bu sene mezun olan Şenay arkadaşımıza da rastladık. Fakültemizin Yüzme Takımından tanışıyordum kendisiyle, Halil de Halk Danslarından tanıyormuş. “Siz gelmeyeceksiniz sanıyordum” dedi, biz de “Valla imkan olunca geldik” dedim. “İmkan?” diye merak edince açıkladım TBD’nin otobüs kaldırdığını vs. Şuan Trakya Üniversitesi’ndeymiş, orada bir Bilgisayar Kulübü kurmak istediklerini, Ege Üniversitesi Bilgisayar Kulübü olarak bizden destek istediğini söyledi ben de “tabii ki neden olmasın” dedim, (zaten bu sene Ege BK’da dış ilişkiler birimindeyim) başka bir ortak proje daha yapmak istediklerini söyledi, o şekilde ayaküstü bir sohbetten sonra tekrar oturduk koltuklarımıza bekliyoruz Oturumların başlamasını. Biraz da tedarikli gelmiştim, elimde kamera var. Elimden geldiğince oturumlardan ve fuardan görüntüler alırım diye yanıma almıştım. Birkaç dakika içerisinde salondaki tüm sandalyeler dolmaya başlamıştı. Aslında salonun arka taraflarında(göz kararı salonun 6’da 1’i diyebilirim) hiç sandalye yoktu oraya da sandalye koyulabilirdi.

Görüntü 1
Oturum başlar başlamaz görüntü alayım dedim, en azından yazacağım şeyler aklımda kalanlar ve aldığım notlar olacağı için eksiklerim olacaktır, o yüzden eksik bir şey kalmasın diye görüntüleri vimeo’ya koydum. Hem izleyip yorumu siz yapabilirsiniz. (32. saniyede anonstan sonra konuşmacıyı birkaç dakika bekledik kamerayı orada kapatmıştım dikkat edersiniz izlerken.)

Görüntü 2
Bilgisayar Bilişim.net forumunda çok aktif olmadığım için konuşmacı hocaları tanımıyorum o yüzden isimlerini ve forumdaki nicklerini öğrendiğimde bu yazıyı tekrar düzenleyeceğim.

Görüntünün sonunda Çizgi Tagem’den Niyazi Saral kürsüye geliyor ve o sırada bilgisayarda MS Office programı “Ürün Anahtarınızı Girin” ekranı çıkartınca salonda gülüşmeler oluyor tabii :) Niyazi bey de “Makine bizden bir arkadaşın, öğretmenlerin değil, yanlış anlamayın” diyor :)
Benim yorumum ilk iki oturum çok resmi idi. Zaten dikkat etmişsinizdir izlerken. Sebebini az çok anlayabiliyorum çünkü salonda Eğitek Genel Müdür Yardımcısı Tunay Alkan var ve Bilişim Öğretmenlerinin sorunlarının derli toplu bir şekilde kendisine ve oradaki medya görevlilerine iletilmesi gerekiyor. Profesyonel bir sunumdan çok resmi yazıların okunması gibi bir şey oldu ama tabii ki bu da önemli.

Görüntü 3
Çizgi Tagem’in yaptığı müthiş çalışmaları ve projeleri anlatan bir sunumdu. Bence çok güzel bir sunumdu.

Aldığım Notlardan

Zaten videoyu izlediğinizde bu projeler hakkında detaylı olarak bilgi sahibi olacaksınız. Onun dışında Çizgi Tagem’i de mutlaka takibe almanızı öneririm çok müthiş işler yapıyorlar.

Aldığım görüntüler çok parça parça oldu maalesef, kaset ve şarj sıkıntısı yüzünden. Çizgi Tagem’den sonra Eğitek Genel Müdür Yardımcısı Tunay Aklan kürsüye çıktı.

Eğitek’in Planı

Tunay bey yetkili birisi olarak gerçekten çok pozitif konuştu öncelikle bunu belirtmem gerekir. Herkes farklı yorumlamış forumdan anladığım kadarıyla. Konuşmayı kamerayla çekmedim, önümde oturan birisi kayıt alıyordu, “nasılsa bir yerlere koyar görüntüyü oradan indirip izlenir boşa kaset gitmesin” dedim :)   Ama konuşma sırasında notlar aldım bunları da paylaşmak istiyorum:

  • İlk olarak elektronikçi olduğundan bahsetti, Commodore 64’ler ile başladığını, ilk olarak bilgisayarlar ile o zaman tanıştığını anlattı.
  • İsmini vermediği bir projeden bahsetti (forumlarda var projenin adı, merak edenler bulacaktır)
  • “Endişeler ortadan kalksın, BT’nin önemi artacak” dedi.
  • Projenin 5 bileşenli bir program olduğunu ve 3 yıl içinde anasınıfından ortaöğretimin son sınıfına kadar BT’nin tüm derslere entegre edileceğinden bahsetti.
  • “Sallanıyorum hâlâ” diye not almışım bir de :) Yalova’da bindiğimiz feribot çok feci sallanmıştı giderken, klasik koşullanma olmuş beynimde, kapalı bir alanda oturduğumda sallanma hissi yaşıyorum. Etkisi hâlâ bünyemde.
  • “Sınıflara mobil PC’ler gelecek” dedi, yani her okulda öğretmene zimmetli bir laptop olacakmış sanırım.
  • “Okullara çok amaçlı yazıcılar gelecek” dedi.
  • “Okullara akıllı sınıflar kurulacak”
  • “Öğretmen sınıfa girdiğinde tek tek yoklama almayacak, sınıf listesi ve gelen gelmeyen öğrenciler otomatik ekranda çıkacak ve bu bilgiler kurulan Cloud Ağ ile müdüre ve oradan sisteme direk gidecek”miş…
  • “Belli okullarda LMS sistemler kurulacak”mış, ve “bazı illerde uzaktan eğitim merkezleri olacak”mış.
  • “570 bin sınıfa uygulanacak”mış.
  • “Para sıkıntımız yok” dedi ayrıca. Avrupalı Eğitimciler ile bu projeyi konuştuklarında Avrupalılar çok şaşırmış, “Nasıl yapacaksınız? Yeterli maddi imkanınız var mı?” gibi sorular sormuşlar. Tunay bey sürekli para sıkıntısının hiç olmadığından bahsetti.
  • Ayrıca Avrupa’da bazı okullarda öğretmenlerin çok yaşlı olduğunu ve hâlâ kara tahta kullanıldığını söyledi. Avrupalı Eğitimciler “beyaz tahtayı bile kabul ettiremedik” demişler. İlginç… Gelenekselci her yerde gelenekselci :)
  • “Çok iddialı!” diye de not almışım defterime. Hakikaten öyle anlatmıştı ki gerçekten çok çok iddialı bir projeydi. Eğer bu proje hayata geçerse hakikaten güzel şeyler olacaktır.
  • BT öğretmenleri bu projenin neresinde derseniz “içerik geliştirme” kısmında sanırım. Sürekli olarak “her öğretmen kendi branşına BT’yi entegre edecek” dedi. Bize de sürekli kendi branşınıza entegre edin dedi ama bizim branşımız zaten BT :) O çalıştaya katılan bir matematik veya fen bilgisi öğretmeni yoktu zaten :)
  • “Öğretmen kılavuz kitapları güncellenecek” dedi.
  • “Güvenli, yönetilebilen, izlenebilen bir ağ kurulacak” dedi. Sanırım Türkiye çapında büyük bir ağ olacak ama esas sorun burada şu: Öğretmenler bunu nasıl kullanacak? Hadi BT öğretmenleri kullanır, çünkü hepsi genç ve bilgili, teknolojiden anlayan kişiler. Peki ya diğer öğretmenler? İdareciler? Bunlara hiç değinmedi.
  • Ayrıca bu aklımdaki soruları birileri mutlaka soracaktır diye bekledim. Konuşmasını bitirdikten sonra çok büyük alkış aldı(hitabeti ve konuşması bence çok iyiydi, hazırlıklıydı da). Alkışlar azalınca arkalardan bir hocamız bölerek “sorulara cevap verecek misiniz?” dedi, o sırada hemen kürsüden indi ve “öyle bir planlama olmadı, zaman yok bla bla bla” şeklinde bir şeyler söyledi. Organizatörler de çalıştayın sonunda panel olacak orada sorularınızı sorabilirsiniz dediler ama Tunay bey öğleden sonra yoktu, panele de katılmadı doğal olarak.

Eğitek’ten sonra Intel’in sunumu anons edilince dedim “Halil kalk şimdi intel’in reklamını çekemem”. O sırada zaten arka taraftan büyük bir kısım kalkıp salondan çıkıyordu. Sonradan öğrendiğim kadarıyla Sakarya Üniversitesi’nden sunum yapmak için gelen değerli hocalardı. Kendilerine haber verilmeden sunum programının değişmesinden dolayı salonu terk etmişler. Normalde Intel yerine onların sunum için çağırılması gerekiyormuş. Forumda konuyla ilgili Niyazi bey’in özür yazısı var merak edenler forumlardan bakabilirler.

Bu tür Çalıştay ve Konferanslarda mutlaka firmaların kendi reklamlarını yaptıkları sunumlar olur, gayet normaldir o yüzden biz de “iyi onlar yapsın reklamını esas konularda gelir dinleriz” dedik ve çıktık. Tabii ki o an programın değişmesi hoş olmamış. Sakarya’nın yapamadığı sunuyu merak edenler: http://www.bilgisayarbilisim.net/cebit-eurasia-bilisim-2010-f244/bbnet-calistayinda-yaptirilamayan-sunum-dosyalari-t51832.html

Benim de esas merak ettiğim oturum aslında “Eğitim Teknoloğu Olmak” ile ilgili kısımdı. Zira BT Öğretmenlerinin sıkıntılarını oraya gelen herkes biliyordu. Orada amaç Geleneksel Medyanın da bu konuya ilgisini çekebilmekti. Ama maalesef tam olarak amacına ulaşamadı.

Mobil Olmak [konuyla biraz ilgili]
Mobil olmayı gerçekten çok istiyorum. Özellikle bu tür konferanslarda eksikliğini çok fazla hissediyorum. Çünkü o an orada olamayan ve “acaba neler oluyor” diye merak edenlerin de bilgilenmeleri çok önemli. Şimdilik elimdeki Nokia 6630 ile az da olsa mobil becerilerimi geliştirmeye ve sosyal medyayı bu yönde etkili şekilde kullanmaya çalışıyorum. Mesela Tunay Alkan’ın konuşmasından sonra dışarı çıktık ve hemen facebook durumuma konuşmayla ilgili kısa da olsa bir bilgi geçtim. Bu bile önemli. Yeterli değil tabii ki. Ben isterdim ki o an görüntü alayım telefonla, konuşma bitince oradan direk vimeo’ya veya facebook’a upload yapayım yine telefonla… ya da anlık olarak canlı yayın yapayım mobil bir cihazla. Hatta geri dönüş yolunda yazayım konferans izlenimlerimi direk blog sayfama veya foruma. Twitter, friendfeed ve facebook çok küçük kalıyor blogun yanında. Mikro bloglar yetmiyor çoğu zaman. Gün gelecek bunları yapacağım, inanıyorum(hatta herkes yapabilecek, şu smart phone’lar bi ucuzlasın, geleneksel medya yerle bir olacak). Yeri gelmişken belirteyim Vimeo erişimi yasaklanmıştı, sonra tekrar açıldı ANCAK Vimeo Mobile hâlâ KAPALI!!!

Neyse efendim konumuza dönelim.

Eğitek konuşmasından sonra dışarı çıktık biraz hava alalım dedik(o sırada facebook durum güncellemesi yapmıştım), oradan sonra gelmişken fuarı da gezelim dedik, biraz fuarı gezdikten sonra acıktığımızı hissettik, bir şeyler yedik sonra tekrar salona çıktığımızda oturumlara ara verildiğini, öğle yemeğinden sonra devam edeceğini öğrendik. İntel’den sonra hangi sunumlar oldu bilmiyorum katılamadım bu yüzden.

Görüntü 4
Öğleden sonraki sunumlar çok güzeldi. Çok daha profesyonel sunumlar oldu. Katılım sabahkine göre azalmıştı. Aldığım bazı görüntülerden yine devam edelim:

Aldığım Notlar

  • “Teknoloji toplumun ana şartıdır” diye başlayan güzel bir söz vardı bu sunumda.
  • “Bilişim dersi şart, BDE şart, BT Rehber Öğretmeni şart” (BDE=Bilgisayar Destekli Eğitim) gerçekten güzel bir sunum oldu. Ancak Bilişim dersi hariç diğerleri uygulamaya konacak gibi. Yetkililer sanırım çocukların gerçekten bilişim dersine ihtiyacının olmadığını düşünüyorlar. “Bizden iyi biliyorlar” diyorlar sürekli ama evet kendilerinden iyi biliyor olabilirler ancak bir çok küçük yaşta öğrenci bilgisayarı sadece facebook ve msn sanıyor. Bir çoğu da oyun makinesi olarak görüyor. Bu algıları değiştirmek için Bilişim Eğitimi kesinlikle şarttır!
  • Öğretmenin kendi yaşadığı şu küçük örnek size anlatacaktır vahim durumu: Öğrenci öğretmenine soruyor: “Face var mı hocam?” Öğretmen: “Hayır” Öğrenci: “Msn var mı hocam?” Öğretmen: “Hayır” Öğrenci: “E o zaman ne işe yarar bu bilgisayar”… Evet gerçekten durum bu! Belki de yetkililer sürekli tüketen, kendisi teknoloji üretemeyen ve teknolojiyi kullanamayan bireylerin yetişmesini istiyordur. Aslında bu sorun çok küresel bir sorun. Başka ülkelerde de bilgisayar kullanım bilgisi facebooktan öteye geçemeyen bireyler var. Bir internet sitesine google olmadan giremeyen o kadar çok kişi var ki…
  • Sunumda yine öğrencilere, forum sitelerini, haber sitelerini, bilgisayar ile ilgili siteleri, hobi sitelerini ve bunları etkili bir şekilde nasıl kullanabileceklerinin öğretilmesi gerektiği vurgulandı. Ama tabi yine öğretmenler arasında bir monolog gibi oldu. Medyadan kimse yoktu. Yetkili kimse yoktu. Öğleden sonraki oturumların sönük kalması bence çok kötü oldu.
  • Bir başka öğretmen de öğrencisinin kendisine sorduğu bir soruyu anlattı. Öğrencisi: “Öğretmenim siz öğretmen misiniz?” diye sormuş :\ Çocuk da haklı. Öğretmeni sürekli kablolarla, projeksiyon cihazıyla, yazıcıyla, fotokopi cihazıyla, bilgisayarların bakımıyla uğraşan biri olarak görüyor ve doğal olarak öğrencinin kafası da karışıyor.
  • “Öğrenciler doğru ve en temel bilgiye nasıl ulaşacak?” tabii ki BT eğitimi ile.
  • Sunumda ilköğretimde niçin BT Eğitimi bu da çok güzel açıklandı. Aslında birçok insanın bilmediği çok çok önemli konular var. İlkokul çağındaki bir öğrenciyi yanında bir rehber olmadan İnternet gibi dev bir ağın başına bırakamazsınız. Ailelerin görüşleri de vardı sunumda. Çok güzel istatistikler verildi.
  • Sanal Ortamdaki Tehditlerden bahsedildi. Çocuk istismarı, şiddet içeren siteler, yanlış bilgiler içeren siteler gibi çok önemli konulara değinildi.
  • Çevrimiçi Güvenlik ve Gizlilik konusunda yine önemli konular konuşuldu. Kişisel bilgilerin ne kadarı paylaşılmalı? Gibi çok önemli ayrıntılar vardı. Özellikle yurtdışında ilkokul çağındaki çocuklar Avatar vs. kullanıyorlar bilgi güvenliği için. Bu konuyla ilgili çok güzel bir blog yazısı var. Yazının sonunda o blog yazısının bağlantısı vereceğim oradan bilgi alabilirsiniz.

Görüntü 5
Son görüntü de bu. Dördüncü görüntünün devamı:

Şarjım bittiği için sonraki oturumları çekemedim. Bundan sonraki oturumda çok güzel bir proje anlatıldı. Aile bilgisayar eğitimi ile ilgili güzel bir çalışma. Beşiktaş İlçe Milli Eğitim tarafından hazırlanan “Anneme-Babama Bilgisayar Öğretiyorum” projesi. Öğrenciler ailelerine bilgisayarı ve kullanımını öğretiyorlar. Bence müthiş ve her okula yayılması gereken bir proje. Y jenerasyonunu bu bağlamda kullanmak çok zekice. Detaylı bilgi için: http://www.besiktasegitimprojeleri.com/icerik.aspx?proje=3

Bu oturumdan sonra TBD İzmir olarak Cebit gezimiz bittiği için çıkmak zorunda kaldık. Dolayısıyla panele de katılamadık.

Benim izlenimlerim bunlardı. Diğer katılımcıların izlenimleri de forumda var oraya da göz atın derim: http://www.bilgisayarbilisim.net/cebit-eurasia-bilisim-2010-f244/cebit-bilisim-ogretmenleri-calistayi-izlenimlerim-t51815.html

*Kişisel bilgiler ile ilgili blog yazısı: http://www.gunesintamicinde.com/gondermeden-once-bir-daha-dusun/

Son Olarak
5 sayfalık bir yazı olmuş bu 1 günlük gezinin sadece çalıştay bölümü. Sanırım şimdiye kadarki en uzun blog yazım bu oldu. Okuduğunuz için teşekkür ederim, yorumlarınızı eksik etmeyin ;)

İlk Yorumu Siz Yazın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir