İçeriği atlamak için "Enter"'a basın

Bilişimin Geleceğine Sahip Çıkalım!

Bilişim Teknolojileri dersinin ilköğretim 4. ve 5. sınıflardan kaldırılması, sadece 6. 7. ve 8. sınıflarda dersin 1 saat olması ve üstelik seçmeli halde olması (yani kredisi olmayan, dersten sayılmayan bir ders olması) hali hazırda ülkemiz için bir utançtır. Bilişim çağındayız, çocuklarımıza bilgisayarı, interneti, web 2.0’ı, yeni teknolojileri öğretmek neden Milli Eğitim Bakanlığına külfet geliyor? Kürsülerden “Her okula bilişim laboratuarı açacağız” diye seslenmek kolaydır. Ancak “o laboratuara öğrenciyi ve de öğretmeni sokmayacaksanız neden açıyorsunuz?” diye sorarlar, sormalıyız.

Milli Eğitim Bakanlığı Ne Yapmaya Çalışıyor?
Hala çözemedik ne yapılmaya çalışıldığını. Rehber öğretmen gibi bir vasıfa mı gidecek bu öğretmenler, nasıl bir rol biçilecek belki kendileri de bilmiyor(meb’deki ilgililer). Sadece bilgisayar öğretmek elbette yetmez. Diğer derslerde de bilgisayarın nasıl daha verimli kullanılacağı konusunda öğretmenlerle işbirliği içinde olunmalı. Belki bunun için ayrı bir kadro açılmalı. Özel okullarda bu yapılıyor. Mesela Kimya dersi için öğrencilere eğitim yazılımları hazırlıyor hocalar. Bu da bir Böte mezununun işi. Bu tarz bir görev bile verilse yine de Bilişim Teknolojisi derslerinin bu kadar önemsiz konuma getirilmesi saçmalıktır. Bugün bilgi ve iletişimin altın çağı yaşanıyor ancak biz hala kullanmayı bilmediğimiz için web 2.0’da çok komik durumlara düşüyoruz(bu konuya ayrı bir yazıda detaylı değineceğim).

Kendi Kendine Öğrenir
Eğer öğrenci öğrenmeyi öğrendiyse diğer dersleri de kendisi öğrenir. Hepten kaldırın dersleri o zaman :) Unschooling’i falan benimseyelim direk :) Bu bakış açısı bir yere kadar doğru olabilir ancak Bilgisayar apayrı bir disiplindir. Öğrenciler ilerde HANGİ MESLEĞİ SEÇERSE SEÇSİN BİLGİSAYAR BİLMEK ZORUNDADIR. Öğrenci sözel bir alana yönelecekse sayısal alanlardan alacağı dersler azalır, aynı şekilde sayısal bir alana yöneldiğinde de sözel alanlardan alacağı dersler azalır ANCAK Bilgisayar öyle bir ders değildir. Sayısala da yönelse Sözele de yönelse BİLGİSAYARI BİLMELİDİR. Üniversiteye gelene kadar Bilgisayar kullanmamış, öğrenmemiş, son sınıfa gelince iş ilanlarında “Bilgisayar Office programları kullanabilen …… elemanı aranıyor” ilanlarını görünce koşa koşa bilgisayar kurslarına binlerce lira veren gençleri çok görüyoruz. Niçin bu bilgisayarın eğitimi devlet eliyle ücretsiz olarak verilmesin. Bu anayasal bir haktır! Kaldı ki sadece MS Office programları gösterilip geçilmemeli bu derste. Açık Kaynak da anlatılmalı. İnternet kullanımı da anlatılmalı. Öğretilecek o kadar çok şey var ki! Bu öğretmenler bunu haftada 1 saatlik bir derse nasıl sığdırsın! Zaten derste not da verilmiyor. Öğrenciler de dersi önemsemiyor dolayısıyla. Hatta bilgisayarı direk oyun aracı olarak görüyorlar ve dersini de oyun dersi olarak görüyorlar. Belki MEB’de öyle görüyor kim bilir!
Aslında bilgisayar çağından önce doğanlara öğretmek gerekli bu teknolojiyi. Yeni jenerasyon kolay adapte olabiliyor ancak eski jenerasyon (ki bizi yöneten güruh) bu konularda pek bilgili değil maalesef. Vikipedi’nin bile hala tartışılması bunun göstergesi: http://blog.efedincer.com/egitim-ve-teknoloji/vikipedi-tartismalari/

Öğrenmeyi Öğrenmek
Madem biraz önce değindik bu konuya hemen detaylarına girelim. Bir öğrencinin öğrenmeyi öğrenebileceği en iyi ortam kitaplardan sonra Bilgisayar ve İnternettir. Bu süreçte ona rehberlik edecek olanlar da Bilişim Öğretmenleridir. Yani

  • Bilgiye kaynağından nasıl ulaşacak?
  • Google’da doğru aramaları nasıl yapacak?
  • Yanlış kaynaklardan nasıl kaçınacak?
  • Bilgileri nasıl harmanlayacak?
  • Becerilerini nasıl geliştirecek?
  • Bilgisayarı nasıl verimli kullanacak?

bunların hepsini bir rehber yardımıyla öğrenmesi daha yararlıdır. Zaman kazandırır bireye. Daha önce Forumların Öğrenmeye Etkisi ile ilgili yazdığım yazıda bu konuya da değinmiştim. Orada Forum kültürünün öğrenciye aşılanması gerektiğinden bahsettim. Peki Forumları kullanmayı kim öğretecek? Web 2.0 ortamlarını kendi kendisine de öğrenebilir birey ancak ona rehberlik eden biri olmazsa eksik, yanlış öğrenebilme ihtimalinin de olduğundan ve bireye zaman kaybettirdiğinden bahsettim. Üstelik Web 2.0 bile artık çağın gerilerine doğru gitmeye adayken… Web 2.0’ı kullanmayı bilmeyen bireylerin düştüğü komik durumlar ile ilgili olarak ayrı bir yazı yazacağım ilerleyen zamanlarda.

Bilgisayar Öğretmeninin Sorunları
O kadar çok ki. Ben henüz öğretmen olmadım ancak öğrenciyken bile öğreniyoruz okullardaki durumu:

  • Bilgisayar teknik servis elemanı gibi okuldaki her işin yaptırılması
  • Bilgisayar laboratuarı haricindeki bilgisayarlara da gerekli bakım ve formatların atılması
  • Sadece bilgisayar değil, her türlü elektronik aletten anlıyormuş gibi davranılması, gerektiğinde klimaya format atılmasının istenmesi :)
  • Öğretmenlerden her türlü programın (Office Windows vs.) istenmesi (sanki bilişim hocası değilmiş de korsan cd satıcıymış gibi davranılması)
  • “Bilgisayar toplayacağım hocam şöyle makul fiyatlarda…” ile başlayan istekler…
  • “Laptop alacağım hocam hangisini alayım?” diyenler… Konuyla ilgili Zaytun Haberi: http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=301
  • “Hocam bizim oğlan bilgisayara virüs bulaştırmış ne yapacağız?”
  • “Hocam bizim yeğen sitelere girmiş bilgisayar açılmıyor” (örnekler çoğaltılabilir. Bu “siteler” kelimesine de hayranım ha :) “sitelere girmiş” :D )

Bu şey gibi mesela bir müzik hocasından beste istemek gibi veya bir resim hocasından “benim resmimi bi karakalem çalışsana” demek gibi(forumda görmüştüm bu örneği çok da mantıklı). Yani öğretmenden işi dışında başka bir hizmet bekliyorsun. Sömürüyorsun resmen. Yapamayacağından değil ama sanki yapmak zorundaymış gibi dayatılması çok saçma. Yapmadığında kötü oluyorsun yani o derece. “Sen bilgisayarcısın anlarsın…” diye başladı mı cümle yandın bittin zaten :) Yapmazsan adın çıkıyor “sen nasıl bilgisayarcısın” diye :) “Bilgisayarcı” diye bir tabir yok halbuki… Uzmanlaşma konusunda da bilgisiziz onun da verdiği bir şey bu. Bununla da ilgili ayrı bir blog yazısı yazmam gerekiyor. Konuyu uzatmadan toparlayalım.

BBNet Bilgisayar Öğretmenleri Çalıştayı – CeBit 2010
Tüm bu sorunları yaşayan öğretmenler BilgisayarBilişim.Net tarafından düzenlenen BBNet Bilgisayar Öğretmenleri Çalıştayına davet ediliyor. CeBit 2010’un kapsamında olacak olan bu etkinlik 9 Ekim 2010 Cumartesi günü Tüyap Interexpo salonunda yapılacakmış. Kayıt olmak isteyenler şu adresten gerekli formu doldurabilirler: http://www.cizgi-tagem.org/activity/request.aspx?key=bbnetcebit

Bununla ilgili gerekli duyuruyu admini olduğum BÖTE Facebook sayfasında yaptım. Ayrıca FriendFeed üzerinden de yaptım. Blog sayfamdan da yapayım dedim. Tüm Böteli Blog Yazarlarından da aynı hassasiyeti göstermelerini ve bu konuyla ilgili bir blog yazısı yazmalarını bekliyorum.

Konu Dışı – Bazı Yeni Blog Yazarı Arkadaşlara Öneriler!
Herkesin kendi düşüncelerini rahatlıkla ifade edebildiği blogları seviyorum ve buradan copy-paste yapan arkadaşlara sesleniyorum: Arkadaşlar bu yazı benim elimden çıkmıştır eğer beğendiyseniz yukarda facebook beğenme butonu var ona tıklayın veya bu yazının linkini paylaşın veya yazının altında share kısmı var oradan paylaşın veya blog sayfanıza konuyla ilgili bir yazı yazın… Buradan direk tüm paragrafları kopyalayıp yapıştırıp altına da alıntıdır yazmayın! Son günlerde bunu yapan birkaç Böteli blog yazarı gördüm ve üzüldüm. Gerekli yorumu yolladım inşallah kaldırmıştır içeriği o arkadaşlar. Blog, kendi cümlelerinizle yazdığınız yazıların adresi olmalı, başkalarının düşüncelerinin değil… Belki kendi cümlelerinizle yazsanız daha güzel şeyler çıkacak? Lütfen hassas olalım bu konuda. İlerde Bilgisayar Öğretmeni olacaksınız ve bu tür İnternet Etiklerini kendiniz uygulamazsanız öğrencileriniz nasıl öğrenip uygulayacak?

İlk Yorumu Siz Yazın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir