Bu bir mobil yazma denemesidir, bakalım nasil olacak diye yazilmistir
Android işletim sistemi üzerine kurulan WordPress uygulaması ile yazılmıştır.
Aşağıdaki makale Demet Baysal tarafından siz değerli okuyucularım için yazılmıştır.
Facebook ve Twitteri bilmeyen kimse yoktur. Bir çoğumuz her gün bu sosyal medya ağlarında zaman geçiriyor. Fakat bu siteleri iş bulmak için kullanan kişi sayısı çok az. İş arayanlar genelde gazetedeki iş ilanlarını tarayıp kariyer.net gibi sayfalar kullanıyor. Bu tarz sayfalar çok tutulsa da şunu unutmayın ki aynı iş ilanına binlerce kişi başvuruyor ve böylece kendinizi farklı göstermek çok zor. Ayrıca iş dünyasının hızlı değişimi ile patronunuz da değer verdiği şeyleri değiştirecektir. Neyi bildiğinize değil, kimleri tanıdığınıza önem verecektir.
Tabii ki kaliteli bir başvurunun ve CV’nin olması çok önemli. Fakat bağlantılarımızı kullanmamak acemelik olur. İngilizcede ismi Networking olan, yani profesyonel ağlar kurmak bu ışık hızında değişen iş dünyasında iyi bir iş bulmak için olmazsa olmazlardan biri. Networking kaçınılmaz bir zorunluluk oldu.
Peki networking nasıl yapılır?
Profesyonel ağ kurmanın hem klasik hem dijital yolları var. Klasik olan yol ticari fuarlarına katılmaktır. Fakat katılma ücreti yüksek olabilir. Eğer yinede ilgi alanınızda fuara katılmayı düşünüyorsanız önem vermeniz gereken bir kaç şey vardır. Düzgün bir dış görünüşün ne kadar etkili olduğunu hepimiz biliyoruz. Çürümüş kirazı kimse almaz. Bu yüzden klasik ve şık giyinmeniz tavsiye edilir – fakat abartmayın. Tabii ki konuştuğunuz kişinin sizi hatırlamasını ve sizinle irtibata geçmesini istiyorsunuzdur. Bunu becermenin en kolay yolu kartvizit olmasıdır. Kartvizit oluşturmak da çok kolay zaten artık. Yapmanız gereken tek şey internetten farklı kartvizit desenlerden en çok beğendiğinizi seçip size özel olan kartvizitlerinizi evinize gönderttirmektir.
Daha yeni, ucuz ve etkili yol Facebook, Twitter ve Linkedİn gibi sosyal medya ağlarını kullanmaktır. Nasıl mı? Kendinize profesyonel bir profil açın ve sadece iş dünyasında olan kişilerle arkadaş olun. İlgilendiğiniz alanla ilgili gruplara üye olun ve tartışmalara katılmaktan ve fikir alışverişinde bulunmaktan korkmayın. Veya Twitter’da mutlaka çalışmak istediğiniz firmanın personel müdürünü takip edin ve ona eşsiz bir tweet gönderin – eğer Twitter’ı sık sık kullanıyorsa mutlaka cevap verecektir. Bazılarınız kafa sallayabilir. Ama bir çok iş artık bu şekilde bulunuyor.
Zamanla farklı çalışmalardan yeni ilişkiler de doğacaktır – gözünüzü her zaman açık tutun, iş aradığınızı söylemekten çekinmeyin ve her zaman yanınızda kartvizitinizi bulundurmayı unutmayın!
Halen İzmir’deyim, özel bir eğitim kurumunda öğrencilere yönelik eğitimler veriyorum. Her şey yolunda şimdilik, daha da iyiye gidecektir umarım. Ayrıca öğrenci ve yetişkinlere yönelik de online olarak çeşitli eğitimler veriyorum, bunlarla ilgili detaylı yazıları yazmaya başlayacağım, şimdilik Hakkımda sayfamı güncelledim, oradan inceleyebilirsiniz.
Özel hayatta neler oluyor, bu konuda yazmayı pek sevmiyorum aslında, kişisel hayatımı sosyal mecralarda paylaşmayı pek sevmiyorum karakter olarak. Ancak içim biraz buruk, kız arkadaşım memleketine gitti, birbirimize uzak kalacağız bir süre, inşallah çok uzun sürmez bu, hayırlısı diyelim…
Blog yazma işine geri döndüğüm için kendimi birazcık da olsa iyi hissediyorum, yazarak rahatlıyor insan bunu da biliyorum, bu yüzden de olsa gerek..
Yazacak çok şey olunca insan nereden başlayacağını da bilemiyor, ortaya karışık gibi olacak olsa da parça parça yazmaya başladım, bir yerden başlamak (veya devam etmek) lazım değil mi?
Bloguma yeni gelen arkadaşlar beni diğer paylaşım ortamlarından da takip edebilirsiniz, aşağıda adresleri mevcut
Başka pek çok sosyal paylaşım ortamı mevcut, bazılarında üyeliğim de var çok sık kullanamasam da, diğer sosyal medya ağlarında da isimimle aratıp takibe alabilirsiniz, isim ve soyisimimi kullanıyorum her ortamda. Şimdilik bu kadar, yeni yazılarda görüşmek üzere…
Neler neler olmuyor ki… Evet yine blogu uzunca bir süre ihmal ettim, umarım yavaş yavaş da olsa telafi edeceğim bunları, neler neler oluyor hayatımda, nerelerden nerelere geldik neler değişti neler olup bitti yavaş yavaş aktaracağım, yine güzel makaleler yazmaya çalışacağım, yazmadıkça insan köreliyor, umarım bu körelme işinden de kurtulurum yazdıkça… haydi bakalım yeni yazılarda görüşmek üzere, şimdilik bu kadar
ha bir de son olarak, eskisi gibi uzun uzun yazmasam, kısa ve öz yazsam mı diye düşünmeden de edemiyorum, görüşlerinizi bu yazıya yorum olarak bırakırsanız sevinirim, kendinize iyi bakın
Bugün İletişim Becerileri isimli seçmeli bir dersimiz vardı. İletişim her zaman ilgimi çeken bir konu olduğu için seçmiştim açıkçası. Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında ihtisas yapmış bir hoca giriyor derse anladığım kadarıyla.
5-6 dakikalık bir gecikmeyle sınıfa girdiğimde sınıfın epey kalabalık olduğunu ve hatta bana oturacak sandalye kalmadığını fark etmem uzun sürmedi. Hemen gidip başka bir sınıftan sandalye kapıp oturdum yerime. Sınıfa girdiğimde iletişim karmaşasının ortasındaydım resmen.
Herkes kendi arasında konuşuyor, hoca kendince bir şeyler anlatmaya çalışıyor, yer yer sorular soruyor, cevap veren olmuyor vs. Kendi tecrübelerinizden bir şeyler paylaşın, derslerde ne tür sorunlar yaşıyorsunuz gibi bir şeyler söylüyor, derse katılımın olmasını istiyor. Bir arkadaşımız “sanırım biraz daha Sonraki Sayfa »